Eğitim Mao, Yayınlanmamış Yazılar kitabı ve biz Çin’in bugün sürmekte olan post modern karakterli yeniden paylaşım savaşının merkez cephesi Batı Asya’daki tutumu bence Mao’nun “başkasından öğrenme” ilkesiyle uyumlu. Çin emperyalizmi kazanmak için Batı’nın genelde uyguladığı “böl-yönet” politikası… Hakan Kaplan 6 Nisan 2026 Bu hafta size Mao Zedung’un Yayınlanmamış Yazılar (1956-1971) isimli kitabından bahsedeceğim. Kitap, zamanında ünlü bir Çin uzmanı olan Stuart Schram (1924-2012) tarafından derlenmiş 1974’te basılmış (Penguin Books), dilimize ise Fatmagül Berktay çevirmiş ve 1976’da May Yayınları neşretmiş. Şimdi çoğu yönüyle tarih olmuş bu kitap nereden çıktı diyeceksiniz. Normal fakat önce biraz yazıda yol alın derim sonra karar verirsiniz kimin, neyin geçmişte kaldığına. Mao Zedung’un Yayınlanmamış Yazılar’ını geçmişten hayal meyal anımsasam da asıl olarak ona dikkatimi sevgili arkadaşım Ümit Özger çekti. Ümit’le rutin sohbetlerimizden birini yaparken kitaplar üzerine laflıyorduk, çok kitap yayınlandığından, hafif gülümseyerek Başkan Mao’nun da zaten “çok kitap okumaya da gerek yok” türünden şeyler söylediğinden bahsetti. Benim de bir süredir konuşmak, yazı, kitap gibi şeyler dünyada olanın bitenin karşısında ne işe yarıyor sorusu kafamda takılı olarak duruyordu ve hâlâ orada. Nerede söylemiş falan derken adetim olduğu üzere başka bir dala sıçradım, Çin’in bugün İran savaşındaki politikalarını biçimlendiren şeylerin izini Mao’da bulabilir miyim diye beni bir merak daha sardı. Ümit sağ olsun kitabı anında ulaştırdı. Şimdi onun üzerine konuşmaya başlayalım. Kitap tanıtımında da ifade edildiği üzere 1956-1971 döneminde Mao’nun yaptığı 26 konuşma ve mektuplarından oluşuyor. Bir de bunların aralarında Mao’nun yeğeni Yuan Sin’i sigaya çektiği sohbet var. Kitabın sonunda ise notlar başlığında metni daha anlaşılır kılmak için genişçe bir bölüm ayrılmış. Kitabı derleyen Stuart Schram’ın yaşam hikâyesi ilginç. ABD vatandaşı Schram kariyerine fizikçi olarak başlıyor ve atom bombası yapan ekibin bir parçası olarak rol oynuyor. 2. Dünya Savaşı sonrası siyaset bilimine merak sarıp, Çince öğreniyor ve Mao üzerine yoğunlaşıyor. Çokça bu başlıkta kitaba imza atıyor. Batı’da Maocu düşüncenin tanınmasına ön ayak olanlardan biri diye nitelenebilir. Kitabın girişinde Fatmagül Berktay, Mao Zedung’un Yayınlanmamış Yazıları’nı tanıtırken kitapta yer alan metinlerin kaynağının neresi olduğu, kitabın nasıl şekillendiğini izah ederek sanıyorum o günün koşullarında oluşabilecek spekülasyonların önüne geçmeye çalışıyor. Okuma meselesi Evet Mao yer yer özellikle militanlara seslenirken çok kitap okumak yerine gerekli kitapları okumaktan bahsediyor ve “ Tarihte her zaman az okumuşlar çok okumuşları alt etmiştir. ” gibi sözler sarfederek aslında gençlik, atılganlık ve politik pratiğe vurgu yapıyor yani meşhur 11. tezdeki aslolanın yorumlamak değil değiştirmek olduğu düşüncesini ön plana çıkarıyor. Ancak yeri geldiğinde çok okumak gerektiğini de söylüyor ve bunun planlı yapılmasında ısrarlı. “Temel mesele yönünüzün doğru olup olmaması ve çalışmalarınıza dört elle sarılıp sarılmamaktır” diyerek de pekiştiriyor. Mao bu anlamda aslında halkına ait geleneksel düşüncelerden uzaklaşmış değil. Örneğin Konfüçyüs de “Hiçbir zaman minderimi ısıtacak kadar uzun oturmam.” diyerek hem zamanın hem pratiğin önemine dikkat çekiyor. Mao bu yaklaşımını bir klasik roman kahramanı olan Van Si Feng’den bir aktarımla “ Bin bıçak darbesiyle ölmekten korkmayan, imparatoru tahtından alaşağı eder.” diyerek işe cüret öğesini de eklemeyi unutmuyor. Mao’nun başka metinlerinde de göze çarpan bir diğer yön ise değiştirebildiğimiz ölçüde bilebileceğimiz düşüncesidir. Elbette bu konular çok daha geniş bir biçimde tartışmayı hak ediyor. Ancak günümüzde “bilme”nin kısaca nereye oturduğu üzerine konuşmayı terci