Hatlı minibüsü 100 bin liraya yuvaya dönüştürdüler! ‘Çöp kutusuna benzetenler bile oldu’

Hatlı minibüsü 100 bin liraya yuvaya dönüştürdüler! ‘Çöp kutusuna benzetenler bile oldu’

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Büşra ve Gökhan Eroğlu çifti, 10 yıldır aynı havayolu şirketinde çalışan iki emekçi. Gökhan Eroğlu uçak teknisyeni, Büşra Eroğlu ise memur olarak görev yapıyor. İki çocuk sahibi çift, yoğun iş temposu içinde yıllarca doğaya, seyahate ve kampçılığa duydukları özlemi ertelemek zorunda kaldı. Pandemi döneminde hayatı sorgulamaya başladığını anlatan Büşra Eroğlu, “Bir noktadan sonra ‘Ben ne için, kim için bu kadar çalışıyorum?’ diye kendime sormaya başladım. Çocukluğumdan beri kamp yapmayı, balık tutmayı ve yeni yerler keşfetmeyi seviyordum. Fakat kurumsal hayat bu hobilerime yeterince zaman ayırmama izin vermiyordu. Pandemiyle birlikte durup düşünme fırsatı bulunca aslında hayatımda neyin eksik olduğunu fark ettim” dedi.

Karavan fikrinin yeni olmadığını söyleyen çift, bu hayalin temellerinin sevgililik yıllarında atıldığını belirtiyor. ‘O zamanlar eşimle sevgiliydik ve hep bu hayalimden bahsederdim’ diyen Büşra, “Zamanla bu hayali ona da aşılamaya başladım. O da teknisyen olduğu için elinden gelebileceğini ve hayallerimizin gerçek olmaması için hiçbir sebep olmadığını söyledi. Sevgiliyken hep eşime bahsettiğim bu hayal, uygun ortam ve imkanı bulmamız ile birlikte hayata geçti. Eşimle birbirimizi çok severek evlendik. Beni mutlu etmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Dönüştürebileceğimiz bir araç araştırmalarına başladık. Fakat bütçemiz oldukça kısıtlıydı. Bu araştırmalarımızı hızlandırmamızın diğer bir sebebi de büyük 6 Şubat deprem felaketinde eşimin gönüllü olarak arama kurtarma faaliyetlerine dahil olduğunda, depremzedelerin yaşadığı zorluğu görmesi ve olası bir İstanbul depreminde B planı olarak aklına yattığı için o dönemki psikolojiyle süreci hızlandırdı” şeklinde konuştu.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

‘100 BİN TL İLE YALOVA HAT MİNİBÜSÜ ALDIK’

‘Araç ve karavan fiyatlarının özellikle pandemi ve sonrasında neredeyse her hafta artması sebebiyle, eşim elimizdeki tek birikim olan 100 bin liranın daha fazla erimesini istemediği için bütçemize en uygun ve karavan olmaya müsait olan minibüslere bakmaya başladı’ diyen Büşra, “Yani kısaca paramız sadece buna yetti. Uzun araştırmalardan sonra Magirus ve Bmc araç arasında kaldık. Ve yine paramız yetmediğinden Magirustan vazgeçip Bmc’ye yöneldik. Baktıklarımızın içinde en eli yüzü düzgün görünen BMC minibüse eşim niyetlendi ve bir gün elinde ilanla yanıma geldi. Minibüs Yalova hat minibüsüymüş. Ne kadar temiz olabileceğini siz düşünün. Araç 2007 modeldi. Baktıklarının içinde yaşına göre en düzgün ve fiyat olarak uygun olduğunu düşündüğü minibüs olduğu için eşimi kırmadım ve birlikte İstanbul’dan Yalova’ya yolculuğumuz başladı” dedi ve ekledi:

“Açıkçası doğruyu söylemek gerekirse ben pek beğenmedim. Ortada karavana dair pek bir şey olmadığı için ilk gördüğünüzde yolcu koltukları, kocaman upuzun bir vites ve bildiğimiz hat minibüsü kokusu bir tuhafınıza gidiyor. Eşim ilanda beğendiği ve ısrarla görmek istediği için onu kırmadım ama benim pek içime sinmedi açıkçası. Onun hevesini görüyordum ve söyleyeceğim en ufak bir olumsuz cümlenin onu fazlasıyla duygusal olarak etkileyeceğini bildiğim için ‘Sen bilirsin hayatım, arabadan sen anlarsın. Beğendiysen alalım’ dedim. Eşim bilgi ve donanım sahibi olduğu konularda çok hassastır ve eleştiriye pek açık değildir. Beğenmesem hemen morali bozulur ve söylenmeye başlar. Hatta ufaktan ‘Biraz daha mı baksak hayatım, erken karar verdik sanki’ diye demiş bulundum. Akabinde ‘Büşra ne kadar paran var’ cevabını alınca sustum açıkçası. Bütçemiz de malum ortada. Uzun lafın kısası aracı ustaya baktırdık ve motor performansından emin olunca almaya karar verdik. Çünkü motor haricinde her arıza veya tadilatın bir şekilde çözümü vardı. BMC’nin motorunun iyi olduğunu bir kadın olarak ben bile duymuştum. Gerisinin çözümü var.”

 ‘EV BİR ARA DEPOYA DÖNDÜ’

Başlangıçta herhangi bir bütçe planlamadıklarını dile getiren Büşra, “Kredi kartından kafamıza estikçe malzeme aldık. Gün geçtikçe maalesef herkesin tahmin ettiği gibi zamlar çılgınca arttığı için evin bir odasını malzeme deposu yaptık. Buraya karavan tipi pencereler, kapı, camlar, seyyar tuvalet, lavabo, ocak hepsini depoladık. Böylelikle zamlara karşı koyduk. Gelen kargocunun bile teslimat esnasında doğru yere mi geldim diye şaşkınlık geçirdiği olmuştu. Ev bir ara iyice depoya döndü. Gökhan her hafta ‘bugün de kapıyı takacağım’ diyerek evden alıp götürdüğünde üstümden bir yük kalkıyor gibi oluyordu. İki sene boyunca evinizde kullanılmayan öylece duran bir kalabalık düşünün. Bazen isyan ettiğim oluyordu. Ama eşim tek başına yapabileceğinin en iyisini ve hızlısını yapmaya çalıştı. Bir taraftan kurumsal işlerimize de devam ettiğimiz için ancak işten geldiğinde vakit ayırabiliyordu. Özel bir tamir alanı veya dükkanınız olmadığı sürece çok zor bir iş” ifadelerine yer verdi.

Elektrik tesisatının tahmin ettiklerinden çok daha pahalı olduğunu söyleyen Büşra, “Eşim mutfakta fırın, kettle, bulaşık makinesi gibi eşyalar kullanmak istediğinden bu enerjiyi kaldıracak ciddi bir elektrik sistemine ihtiyacımız vardı. Sadece temini değil, tesisatın kurulumu da aylar aşacak kadar zor bir süreçti. Çocuklu bir aile olduğumuz için ve elektriğin şakası olmadığı için yanmaya karşı dirençli kablolama sistemi kurduk. Sadece maddi değil ciddi bir bilgi ve işçilik isteyen bir konuydu. Eşim her ne kadar teknisyen olsa da, elektrik durumu başlı başına uzmanlık gerektiren bir konu. Bu noktada eşim takıldığı yerlerde internetten videolar izleyerek olabilecek en iyi bağlantıları kurmaya çalıştı” şeklinde konuştu.

 ‘BUNU BAŞINA BELA ETTİN DİYEN ÇOK İNSAN OLDU’

‘Profesyonel destek almadık fakat 2 yıl boyunca aynı sokakta çalışma yaptığımızdan dolayı halimize acıyan mobilyacı Hasan usta dayanamayıp desteklerini bizden esirgemedi’ diyen Büşra, “Kurulum yine bizdeydi fakat işin hassas noktalarını Hasan ustaya emanet ettik. Yeri geldiğinde yaptığımız işi beğenmeyip bize fırça altmışlığı bile var. Kendisine bu vesileyle sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz. Kendi yaşam alanımızı fabrikadan çıkmış standart karavan düzeninden ziyade kendimiz kurabildiğimiz için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü daha çok ışık alan özellikle mutfak kısmında camı ve alanı geniş bir yer istiyordum. Banyoda çok sıkışmak istemiyordum. İçinin tasarımında tüm seçimleri kendimiz seçip uygulayabildiğimiz için çok şahsına münhasır tabiri caizse karakterli bir karavan oldu. Örneğin ikimiz de havacılık sektöründe olduğumuzdan başüstü dolaplarında uçak tasarımından esinlenerek bombeli dolaplar tasarladık. Bunu yaptırmak istediğiniz zaman çoğu usta genelde vakitsizlikten dolayı yanaşmaz ya da yapsa bile ciddi para ister. Bu konuda sevgili eşim sayesinde cidden çok şanslıyız” dedi ve ekledi:

Aracın ana yapısındaki problemler ve bakımlarına ayrıca 1 yıl ayırdık. Özellikle zeminde çok fazla çürük vardı. Bu çürüklerin kaynağı noktasında da Rıfat ustamızın dükkanı ve teçhizatından yardım aldık çünkü kendi başımıza yapacak donanımımız yoktu. Bu arada okuyanlar tüm bu süreçlerin çok uzun olduğunu düşünmüş olabilir yalnız biz karavan yapımına başlarken aynı zamanda iş hayatında da işlerimizi sürdürmek zorunda olduğumuzdan karavan yapımına yukarıda da belirttiğim gibi iş çıkışlarında vakit ayırabiliyorduk. Zaten eşim hamile kalıp bebeğimizi kucağına aldığında hepten elendi ve tek başıma bu kadar zamanda bitirebildim. Bazen gece yarılarına kadar bazense sabaha kadar çalışıyordum. Bir noktadan sonra cidden yıpratıcı olmaya başladı. Etrafımdan ‘Bunu başına bela ettin. Keşke hazırını alsaydın diyen çok insan oldu. Ama kimse yardıma ihtiyacın ver mı ya da hazırını alacak kadar yeterli paran var mıydı?’ diye sormadı. Herkes kolay yolu gördü. Ama zor yoldaki mücadeleyi, alın terini ya da bitirdiğinizdeki o zaferin vermiş olduğu mutluluk ve başarma hissini görmek istemedi. Bu karavan ya bitecekti, ya da bitecekti. 2.5 yıl sadece kendimizle değil, çevremize de karşı bu şekilde bir savaş vermişliğimiz var ne yazık ki. Bu işin sadece fiziksel değil, psikolojik bir kısmı da var. Tek başına 2,5 yıldan bahsediyoruz.”

‘MİNİMAL YAŞAMA ALIŞMAKTA HALA ZORLUK ÇEKİYORUZ’

‘Bir evde ne olması gerekiyorsa karavan hayatına uygun minimal bir şekilde oturma alanı mutfak yatak odası ve tuvalet banyo oluşturabildik’ diyen Gökhan, “Her karavanda tuvalet banyo olmayabiliyor ama bu karavanın genişliği ile alakalı bir durum. Bu yüzden BMC minibüsü tercih ettik. Eşimin benden tek ricası ‘başımı eğerek girmeyeyim başka bir şey istemiyorum’ oldu. Bir de mutfak alanını mümkün olduğunca geniş tutmamı istedi. Biz yemeyi çok seven bir aileyiz. Bir de yatak bölümünü geniş tutmaya çalıştık. Ne kadar çok çabalasak da minimal yaşama alışmakta hala zorluk çekebiliyoruz. Bebekli bir aile olmamızın da etkisi büyük. O yüzden bolca da depolama alanına yer vermeye çalıştık. Bu arada söylenenin aksine bebekli karavan hayatı zor değil. Aksine muhteşem bir deneyim. Konusu açılmışken okuyucularımızın bebekten dolayı çekinceleri olmasın. Karavanınızda yatak banyo gibi temel unsurlar varsa, bebekli seyahatin hiçbir zorluğu yok” şeklinde konuştu.

Daha önce hiç karavan yapım tecrübeleri olmadığı için özellikle elektrik ve su tesisatı alanlarında tıkandıkları çok nokta olduğunu dile getiren Büşra, “Bu noktalarda YouTube bize iyi bir rehber oldu. Eşim YouTube’dan nereyi yapmak istiyorsa orayla ilgili yerli yabancı birçok videoya başvurarak kendince karavanımıza uyarlamaya çalıştı ve başarılı da oldu diyebiliriz. Hatırı sayılır bir süredir kullanıyoruz. Hala bir problem çıkmadı aman maşallah diyelim. İnşallah çıkmaz. Çıksa bile nerde ne yapıldığından aracın iskeletine kadar her şeyini bildiğimiz için, gerekirse tekrar söküp yaparız. En kötü tamir bile sanayide eski araçla ustaların eline düşmekten iyidir” bilgisini paylaştı.

‘ALDIĞIMIZ MİNİBÜSÜ ÇÖP KUTUSUNA BENZETTİLER’

‘Eşim süreci anlatırken ne çektiğimi ben bilirim diye tarif eder’ şeklinde konuşan Büşra, “Bazen lanet olsun deyip vazgeçme aşamasına geldiği dönemler olmuştur. O dönemlerde de sanırım bana vermiş olduğu sözü hatırladı. Bir de çevremizden çok fazla bu karavanı başınıza bela ettiniz tarzı cümleler duyuluyordu ve bunları duydukça yer yer demoralize olabiliyorduk. Hatta eşim bazen çok içerliyor, akşam eve yüzü asık geliyordu. Bırak onlar konuşsun, bitirince gezmek için isteyecekler, biz de o zaman vermeyeceğiz diye takılıyordum. Kötü de olsa iyi ya da kötü bir sonuca varmak için elimizden gelenin en fazlasını yapmaya çalışarak yola devam ettik. Karavanın bitmiş halini sosyal medyada paylaştığımızda bile yorumların altına ‘Bunu yapacağınıza bir tarla alsaydınız, tarlanız şimdi değerlenmişti’ diyen arkadaşlarımız bile hala mevcut. Kimse kimsenin mutluluğunu istemiyor gibi geliyor artık bana. Kardeşim biz bu işe girişmişiz. Öyle ya da böyle bir yola girmişiz ve bitirmişiz. Hala böyle konuşmak niye” dedi ve ekledi:

“Biz şu anda mutluluğumuzu yaşamaya odaklanıyoruz çünkü çevremiz için küçük bizim için oldukça büyük bir şeyi başardık. İnsanlar hep konuşur, kendi yapamayacakları şeyi senin de yapmanı istemez. Hep daha fazlasını ve iyisini ister. Hak ediyorsa hakkıdır istesin. Ama konu emek vermeye gelince, herkes her şeyi hazır önüne istiyor. Kimse emek vermek istemiyor.  Aldığımız minibüsü çöp kutusuna bile benzeten oldu. Bu iki yıldır amacına, hedefine, gece gündüz emek veren adama söylenir mi? Bunun üstüne söyleyecek başka bir sözümüz yok.”

‘ARACI İLK GÖRENLER MİNİBÜS ZANNEDİYOR’

‘Her orta halli aile gibi her hafta sonu bir yerde konaklayacak veya bir mekanda yemek yiyecek şekilde bir bütçemiz yok’ diyen Büşra, “Ama şu an sadece tek düşündüğümüz bizi götürüp getirecek kadar mazotumuzun olup olmaması olarak değişti. Evimizdeki mutfağımıza ne alıyorsak karavana alıyoruz. Kaç günlük bir seyahate çıkacaksak eşim ona göre günlük bir yemek planı çıkarıyor. Bebekli olunca bunu yapmak zorundasınız çünkü ormanın ortasında markete gitme gibi bir imkanınız olmuyor. Bir otelde kalsanız kalacağınız gün kadar ücret ödüyorsunuz. Bizim için ise bedel hem maddi hem manevi çoktan ödendi. Dilediğiniz yerde dilediğiniz kadar konaklayabilmek, dışarda ne şartlarda pişirildiğini bilmediğiniz yemek yerine kendi elinizden temiz gıdayla beslenme fırsatını bulabilmek çok büyük bir lüks. Cebinize de faydası var. Sadece bir noktaya daha değinmeliyim ki, Türkiye’de henüz karavancılık tam anlamıyla gelişebilmiş değil. İçlerinde gerçek karavancıları tenzih ederek söylemeliyim ki bazı karavancılardan kaynaklı çevreden olumsuz bakılabiliyor ya da barınmasına müsaade edilmiyor. Polis ya da jandarma müdahalesine maruz kalabiliyorsunuz. Yeni olmamıza rağmen bizim de 2 kere başımıza gelmişliği var. Konaklamadığımız, günübirlik geldiğimiz yerden bile gitmemiz istenebiliyor. Karavanla aynı yerde günlerce konaklamamalısınız. Aksi takdirde bu karavancılıktan çıkıyor. Başka bir şey oluyor” şeklinde konuştu.

‘Aracı ilk görenler minibüs zannediyor fakat karavan olduğunu anladıklarında içine bakmak istiyorlar, bakanlar şaşkınlıkla içi ile dışının bambaşka olduğunu belirterek tebrik ediyorlar’ diyen çift, “Ben bilerek dışının minibüs görüntüsünde kalmasını istiyordum. Ta ki geçen yolda teyzenin biri binmek için el kaldırana kadar. Hat minibüsü alırsanız bu tarz şeylere şaşırmamalısınız. Yakın zamanda dışına da güzel bir tasarım düşünüyoruz. Şimdilik bitirebilmenin mutluluğundayız ve yolların tadını çıkarıyoruz” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bütçeniz sınırlı olabilir bunda hiçbir problem yok. Fakat eli anahtar tutmayan kimse bu işe girişmemeli. Çünkü eski bir araç restore edecekseniz biraz bu işlerden anlamanız gerekiyor. Aksi takdirde ustalara çok fazla para harcar sanayiden çıkamazsınız. Gökhan olmasaydı süreci desteksiz bir şekilde sürdürmemiz çok zor olurdu. İşçilik de eklendiğinde maliyet 2-3 katına çıkar. Öyle bir durumda zaten hazır almak cidden daha mantıklı. Kendinizin yapabilmesinin diğer bir faydası da, tamamen kendiniz restore edebildiğinizde her yerini detaylı bildiğiniz için olası bir arızada kolaylıkla müdahale edebiliyorsunuz. Nerden bakarsanız bakın biraz da bu işi seviyorsanız karavan yapmak harika bir yolculuk.”

The post Hatlı minibüsü 100 bin liraya yuvaya dönüştürdüler! ‘Çöp kutusuna benzetenler bile oldu’ first appeared on Kilis Egitim.

Author: Tolga Yıldız